EĞİTİM VE BİLİM BİLİM NEDİR? Kanıtlanmış ve kanıtlanabilir sistemli (sınıflandırılmış) birikik bilgiler toplamıdır. Bir kıl yumağına benzer önce birisi bir fiske koymuş, büyüye büyüye ucu açık bir YUMAK haline gelmiş. ÖZELLİKLERİ: v Bilimsel bilgiler görelik ve kendini düzelticilik özelliğine sahiptir (Belirli konularda ve belirli zaman diliminde geçerlidir) v Güvenilir ama kesin değildir. Bilim yeni yeni bilgiler üretir ve kendisini düzelticidir. İnsan unsurunun bilime karışması objektiflik unsurunu kaybedebilir. v Birikiklik ve ucu açıklık: Sürekli yeni bilgilerle bugünkü bilgiler eskiyebilir. Ucu açık bir yumak gibidir. Her bilim adamı bir şeyler ekler, hiçbir zaman ucu kapanmaz. v Herkese açıktır. Bilimde kapalılık yoktur. v Test edilebilir: Sınanması, denenmesi, yargılanması gerekir v Sınırlılık: İki türlü sınırlılık: a-Bilimsel bilgiler Ankara’daki liselerde sınırlıdır. b-Eğitimin düzeyi düşerse bilimin sınırları daralır. Bilim dışı etkenler DEĞİŞME KARŞISINDA TAVIRLAR · Değişmeye karşı direneler. · Geçmişin özlemini çekenler. · Ütopya (hayalciler). · Değişmelere kapılıp sürüklenenler. · Problem çözücüler. · Bilimsel yöntemi hayatın her aşamasında kullananlar. EĞİTİM NEDİR? Bireylerde istendik yönde kasıtlı olarak yapılan davranış değişikliğidir. İSTENDİK YÖNDE (Kim isteyecek) v Müfredatlar v Planlar v Öğretmenler v Ölçme ve değerlendirme v Eğitim ve okul yönetimi v (Kasıtlı olması için plan gereklidir) v (Devletin egemen gücüne dayalı insan yetiştirme) v Uzak hedefler) BEYİN OKUMAYI NASIL ÖĞRENİYOR? Aşağıda açıklanan okuma ,yazma anlama ve anlatımla ilgili merkezlerin işlevlerin , sadece bu merkezlerle doğrudan ilgili olan derslerin öğretmenleri değil her öğretmen tarafından bilinmesi gerekmektedir.bu merkezlerin varlığından ve nasıl çalıştıklarından habersiz olmak yanlış uygulamalara neden olabilir . öğretmenin çabasının boşa harcanmasına harcadığı eforun karşılığını alamamasına neden olabilir.öğrencilerin hayatta ilk defa karşılaştıkları kelimelerle dolu bir metinin anlaşılması için öğretmen ne kadar “anlayarak okuyun” derse desin anlamak yada öğrencilerin elinde değildir.Her insan yüz kilogramlık yükü kaldırmak ister . Ancak fiziksel gücü buna yeterli olmayabilir. Fiziksel gücümüz buna yeterli değilse kaldırabilir miyiz ? Yine herkes güzel şarkı söylemek ister .bunun için önce güzel bir ses için uygun gırtlak yapısı ile ses telleri ve sonra eğitilmiş bir ses ister.Bu özelliklere sahip olmayan birisine ille de güzel bir şarkı söyleyeceksin denilse söyleyebilir mi ? Her öğrenci anlamak ister ancak merkez anlamasına izin vermediği müddetçe anlaması mümkün değildir. Bu izne davetiye çıkartılması işi öğretmenin görevidir.Bu merkezlerin görevleri ve işleyişleri bilinirse ve bilinçli bir şekilde merkezlerin işlemesine yardımcı olunursa daha verimli ve etkin sonuçlar alınır. Kırk kişilik bir sınıfta 35 öğrencini bir alıp başarısız duruma düşmesinin nedeni ne olabilir.Eğitim biliminin verilerine göre bunun doğruluğunun izahı mümkün değildir.Okuma , anlama , anlatma yazı yazma , dil öğrenme ve diğer eğitim – öğretimle ilgili beyin merkezleri aşağıda da izah edileceği gibi fotoğraf makinesine benzer bir şekilde çalışırlar.Bu merkezlerden bir çoğu gördüğü ve duyduğu şeylerin anlamları ile birlikte fotoğraflarını çeker.Bu duruma göre konuların kavratılması için o konuların anlamları ile birlikte görüntülerinin beyinde oluşması gerekir.Bunun içinde konuların somut hale getirilmesi görsel ve işitsel araçların kullanılması gerekmektedir. Her somut nesne sınıfa getirilemeyebilir böyle durumlarda iyi bir iletişimin olması ve kavratılmaya çalışılan konu yada konuların aslına uygun görüntülerinin öğrencilerin beyinlerinde oluşması için uygun kanallar yani öğretim yöntemleri kullanmalı.Bundan birkaç yıl önce TRT de bu konuyla ilgili bir program yayınlanmaktaydı.. ne maksatla konulduğu önemli değil ama öğretmen için çok faydalıydı ve bu konuyla de ilgili olduğu için hatırlanmasında yarar vardır.İki yarışmacıdan birisinin önünde somut bir eşya vardı diğer yarışmacı bunu görmüyordu birinci şahıs eşyaya bakarak onu anlatıyordu bu eşyanın görüntüsü ikinci yarışmacını kafasında oluşmasını sağlamaya , ikincisi anlatılanlara dayanarak nesneyi tanımaya ve resmini yapmaya çalışıyordu.görmediği nesnenin resmini yapan yarışmayı kazanıyordu. Beyin kafatasının içinde sinir dokusundan yapılmış bir organdır. Çok iri bir cevizi andırır.Ortalama yetişkin bir erkeğin beyni 1 350 gr . kadının da 1250 gramdır . İnsanların zeka durumları beynin ağırlığına değil beyindeki kıvrımlara bağlıdır.Bir beyinde ne kadar kıvrım varsa insan o oranda zekidir. Beyinde çeşitli merkezlerin yanı sıra okuma ve okuma il ilgili merkezler vardır. Okuma , anlama , konuşma , dil oluşturma , aritmetik ,tanıma , görme , görmeyle ilgili hatırlama merkezleri gibi. Okuma eğitimi çocuğun çevresi ve çevresi ile ilişkileri , ilgi ve benimsemeleriyle doğrudan ilgilidir.göz okunan metne ne kadar alışık ise bir sıçramada kavradığı alan o kadar geniş olur (basamak 1).Okuma sürekli ve gittikçe artan bir tempoyla yapılan uygulama sonucu üzerinde kayarak ilerlemez göz kasları ile ile zihindeki okuma merkezinin motorize olmasına dayanır. Bir yazıyı okurken göz satır , birbiri arkasına sıçrama yaparak satırın belirli bir parçasını görür her sıçramanın arkasından bir duraklama yapar sonra yani bir durum alarak satırın belirli bir parçasına geçer. Gözümüz 13 veya 19 derecelik bir açıyla bakar 2cm lik bir kısmı net olarak görür. Sol taraftaki alan okunurken sağ taraftaki bilgileri okunmaya hazır hale gelir ( basamak 3-4-5 daha sonra da bahsedileceği gibi” görme ile hatırlama merkezi “ ile “ işitilen sözleri hatırlama merkez” inde görülen ve işitilen sözlerin anlam ve fotoğrafları depolandığından hızlı okumanın olabilmesi için seçilecek metinlerdeki kelimeleri, daha önce öğrencilerin hayatının bir bölümünde görmüş ve tanımış olmaları gerekmektedir.Böyle durumda öğrenci kelimeyi görür görmez bir bütün halinde tanır ve göz satır üzerinde kaymadan diğer kelimeye sıçrama yapar.Hızlı okumanın sihirli değneği işte budur. Ağır okuyan öğrenciler için seçilecek metinler öğrencilerin yakın çevreleri , yaşantıları , çevrede söylenen maniler , masallar, tekerlemeler ve şiirlerden oluşturulmalı. Belli bir öğrenci düzeyine göre hazırlanan , dergilerdeki metinler ve öğrencilerin ilgi duymadıkları diğer metinler öğrencilerin okuma hızını arttırıp okuma zevki vereceği yerde okumadan soğumalarına neden olmaktadır.Hayatta en çok yer alan okuma şekli sessiz okumadır . Sessiz okumada bir takım baş ve dudak hararetleri yapmamalı , kelimeleri ve satırları parmakla veya kalemle izlememelidir.( basamak 3-8) Sesli okumanın ilk kelimeleri kusursuz söylemek, doğru , tabii şivemize uygun bir şekilde konuşur gibi okumaktır.(basamak 4-5) a- Öğretmen ve öğrenci bir parçayı sesli okurken öteki öğrencilerin okunanı her zaman kendi kitaplarından izlemeleri doğru değildir. Okunanı dikkatli dinleyerek anlamaya ve güzel okumanın tadına varmaya çalışmaları gerekmektedir. b- Yanlışları düzeltme okuma sonuna bırakılmalıdır. c- Bir parçanın okunması gereksiz yere tekrarlanmamalıdır.Öğrenciyi okumadan soğutan sebeplerden biri de budur. Okuma kurallarını bozmadan öğrenciler ne kadar hızlı okurlarsa okusunlar müdahale edilmemeli , hızlı okumaya teşvik edilmelidir.Göz ne kadar hızlı hareket ederse etsin asla beynin kavrama ve algılama hızına ulaşamaz.Hızlı okunduğunda anlayamamamızın nedeni beyin ile iletişim kuramamaktır. Öğrencilerin kavrama merkezlerinin uyarılması, uyanık tutulması , okunanı yada söyleneni anlaması için hazır bulmuşluk durumuna getirilmesi gerekir. Anlama ve algılama merkezi uyarılmamışsa veyahut öğrencilerin anlama merkezlerinin kapasitesi zorlanmaya çalışılırsa anlam olayı gerçekleşemez, ezberleme olayı olmuş olur. Zorlam ile ya da baskıyla anlamanın olması mümkün değildir. Anlamaya yönelik çalışmalarda öğretmen , o zaman dilimine düşen oranda öğrencilerin anlama kapasitesini ulaşabilmelerini sağlamaya çalışmalıdır. “Görme ile hatırlama merkezi” inde bu güne kadar gördüğümüz her şeyin fotoğraflarıyla anlamları saklıdır gördüğümüz her şeyin fotoları bu büyük arşivdeki öteki fotoğrafların yanına depolanır. Bu olay sonsuz bir hızla ve biz farkına varmadan meydana gelir. İşte eğitim – öğretim etkinliklerinde öğrencilere öğretilen şeylerin fotoğraflarının depolanması ve zamanı geldiğinde kullanabilmesi için konuların somutlaştırılarak işlenmesi , görsel araçların kullanılması , göze dayalı öğrenci merkezli yöntemlerle derslerin işlenmesi gerekmektedir. Çocuk görmediği bir şeyin görme ile ilgili hatırlama merkezinde fotoğrafını nasıl çekecek? Ya aslına uymayan bir fotoğraf uyduracak yada hayal ettiği şekilde bir fotoğraf oluşturacak . bunun aksine bir yol izlendiği zaman onun adı ezberleme olur . Eğitim - öğretimde ise ezberin yeri yoktur.“İşitilen sözleri hatırlama merkezi”nde otomatik olarak işittiğimiz her sözün anlamı ve fotoğrafı depolanır . bir kelimeyi işittiğimiz zaman bu merkezde kelimenin anlamı görüntüsü belirir. İşte öğrencilere öğreteceğimiz her kelimenin anlam ve görüntüsün bu merkezde aslına uygun kaydedilebilmesi ve o kelimenin öğrencilerin beyni tarafından aslına uygun bir şekilde resminin çekilmesi için uygun yöntemlerle öğretilmesi gerekmektedir. Yabancı dil öğretiminde, görme ile ilgili hatırlama merkezi, işitilen sözleri hatırlama merkezi , yazılı kelimelerin görme ile ilgili hatırlama merkezi , diğer merkezler ve dil oluşturma merkezinin ayrı ayrı ve birbirleriyle bağlantılı fonksiyonları vardır.Dil eğitim - öğretiminde diğer merkezlerin fonksiyonlarına ayrıca değinilmeye gerek yoktur. Dil öğretiminde de bu merkezlerdeki oluşum yukarıda açıklandığı şekildedir. Dil öğretmenlerinin en fazla dikkat etmesi gerek husus öğrettikleri kelimelerin ,ilgili merkez tarafından , asıl fotoğraflarını çekilmesidir. Soyut olarak (ezbere ) öğretilmeye çalışılan bir kelimenin fotoğrafı beyinde nasıl oluşacak ? Her öğrenci görmediği bu kelimenin fotoğrafını ya hayali çekecek yada uyduracak . Cümle kalıpları ve zamanların öğretimin de eylemlerle kavratılmaya çalışılmalıdır. Yazılacak kelimelerin görüntüleri yazı yazma merkezinde hazırlanır. Yazı yazmak istediğimiz zaman görüntüler, beynin sol yarım küresindeki kolun oynatıcı merkezine geçerler ve oradan da sağ el kaslarına ulaşırlar.solak olan kimselerde , görüntüler sağ yarım küreye geçerler. Öğrenciler, yukarıda izah edildiği şekilde beyindeki yazı yazma merkezinden kaynaklanmayan bir nedenle sol elle yazı yazmaya çalışılırsa müdahale beyindeki yazı yazma merkezinde kaynaklanmayan bir nedenle sol elle yazı yazmaya çalışılırsa müdahale edilmeli, bu durum alışkanlık haline getirilmeleri engellenmeli , diğer durumda müdahale edilmemelidir. beyinde görüntüleri hazırlana kelimelerin yazılması için kolun oynatıcı merkezine ve oradan da el kaslarına ulaştığı zaman yazma işlemi başlar.her öğrenci el kaslarının farklılığından dolayı farklı şekillerde yazarlar. Buna yazı tarzı, biçimi yada şekli deriz. Her öğrencinin aynı şekilde yazı yazmaları beklenmemeli, kendi tazında en iyisini yazmaları sağlanmalıdır. S.ALTAŞ Kaynakça: Ders notları ,Programlar ve ansiklopediler EĞİTİM VE BİLİM BİLİM v Bilim v Bilim Dışı · Değer yargıları · Önyargı · Spekülasyon · Batıl inanç · Dogmatizm ÖNYARGI Peşin hükümlü olma. Ben bu adamı kötü zannediyordum, öyle değilmiş.Psikolojiktir. SPEKÜLASYON Hiçbir gerçeğe dayanmadan, hiçbir kanıta varmadan konuşulan şeyler. Her yıl bir Keban barajı yapacak kadar spekülasyon üretilir. DOGMATİZİM Belirli bir görüşü, ideolojiyi mutlak ve değişmez olarak görmek. DEĞER YARGILARI Yetiştiğimiz toplumun değer yargıları etkisindeyiz. İLETİŞİM VE ÖĞRENME Eğitim bir iletişim sürecidir. İletişimde bulunmaksızın eğitim yapmak mümkün değildir. En basit tanımıyla iletişim "ANLAMLARI BİREYLER ARASINDA ORTAK KILMA" işlemi olarak ele alınır. Dört ana unsuru vardır. İletişim süreci Verici (kaynak) Mesaj
Kanal Alıcı Bu dört unsur tüm iletim süreçler için söz konusudur. Bu unsurlardan birinin dikkate alınmaması İletişimin veriminin düşmesine neden olmaktadır. Ancak ortak anlamlara ulaşabilmek için İletişimin çift yönlü olması gerekmektedir. Verici (kaynak) mesajını alıcıya ilettiği zaman onun tepkisin bilmek istemektedir. İletişimin sağlıklı olup olmadığı ancak" ALICIDAN KAYNAĞA DOĞRU AKIMDAN ANLAŞILMAKTADIR" Eğitim süreci · Öğretmen · İçerik (müfredat) · Öğretim süreçleri · Öğrenci Öğretmen planlarına aldığı içeriği (müfredatın amacını) uygun öğretim süreçleri (belli bir zaman diliminde öğretmenin yaptığı her şey:Yöntem,teknik.araç-gereç,gezi gözlem araştırma vs. kullanarak kavratmaya çalışır.Müfredatın anlamlarını kendisi ile öğrenciler arasında anlamlı kılmaya çalışır.Bunu yaparken uygun öğretim süreçleri kullanması,derse kendisinin ne bildiği ile değil öğrencilerinin ne bildikleri ile başlaması,yanı öğrencilerinin seviyelerini ,öğrencilerini ilgi ve ihtiyaçlarını dikkate alması gerekmektedir.Öğretmen dersini işledikten sonra önceden tespit etmiş olduğu amaca öğrencilerini ulaşıp ulaşmadığından emin olması gerekir.Bu da dersin sonunda amaca yönelik DEĞERLENDİRME ile mümkündür. BİR GRAM UYGULAMA BİN TON TEORİYE BEDELDİR. BEŞ DUYUNUN ÖĞRENMEDEKİ ÖNEMİ Görme duyusu %75 İşitme duyusu %13 Dokunma duyusu %6 Koklama duyusu %3 Tad alma duyusu %3 |
|