Anasayfa arrow Sitenin Bütün Başlıkları-İçerikleri arrow Gül Kokulu Anneciğim
Gül Kokulu Anneciğim Yazdır E-posta
Yazar Selahattin ALTAŞ   
Cumartesi, 12 Mayıs 2007
 

                                               Erzurum, 26 Nisan 1997            

Gül kokulu anneciğim,

  “Merâk etme, Erzurum’a da bahâr gelir.” diyordun ya anneciğim, bahâr geliyor sâhiden. Her sabah erkenden ve herkesten önce uyanıp, abone olduğumuz ve evimize kadar gelen gazetemizi ilk okuyan olduğum için benimle gurur duyduğunu biliyorum. Yine erken kalkıp gazetemizi posta kutusundan aldım. Fakat bu gün, yalnız spor sayfasını okuyup bıraktım. Penceremi açtım ve güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kuşların şarkılarını dinledim ve sana yazmak istedim bahâr kokulu anneciğim.                      

İlk sevgilim, canım anneciğim,                                                                                  Dünyâda hiç bir konuşma veya yazı dili ve hattâ san’at dalı seni anlatmaya yetmez. Fakat, şiirlerin dilinde ve ikliminde annelerin anlatımı daha bir güzel. Tacettin Şimşek’in ezberlediğim şiirlerinden birini okudum yüksek sesle kuşlara, ağaçlara ve karlı dağlara. Bilmem, duydular mı beni?                          

“Ağaç olsan dal olurum anne.       

Yaprak olurum, sana gelirim.                                                      

Deniz olsan sel olurum anne.                                                     

Irmak olurum,sana gelirim.               

Bahçe olsan gül olurum anne.             

Toprak olurum,sana gelirim.              

Güneş olsan yol olurum anne.              

Bayrak olurum,sana gelirim.”    

Melek annem,               

Sâhi anne,

“ilk kundağım ve ilk oyuncağım, dilim damağım, kolum kanadım, dudağım, elim ayağım ve son oyuncağım” sen mi oldun? Ne kadar güzel  ve ne kadar iyisin sen canım annem, daha neyim olacaksın? Annem oldun, bu yeter bana dünyâlar güzeli annem.       

Hasretine dayanamadığım annem,

   Doğduğumda yine senin kucağında buldum sağlığı ve mutluluğu, güveni ve dostluğu. Senin güzel kokunla huzur buldum, ak sütünle doydum, sımsıcak teninle ısındım, tatlı ninnilerinle büyüdüm. Duânla karanlık yollarıma yıldızlar serpersin, sevginle her mevsim bahârı yaşatırsın. Pişirdiğin her yemeğe bal damlar parmaklarından. Ninniler, masallar ve duâlarınla uyuduğum gecelerde hiç korkmuyorum anne. Göz yakmayan şampuanlar ve kokulu, rengârenk sabunlarla yıkarsın beni.   Sonra yumuşacık havlularla kurular, beni öpüp koklar ve lavanta kokulu elbiselerimi giydirirsin. Saçlarımı berberde kestirdikten sonra “benim paşa oğlum” deyip seversin. Yokluk, darlık nedir görmedim; dert nedir, tasa nedir bilmedim sayende.

     Bütün çiçeklerin en güzeli annem,

    “Biraz hastayım” desem, telâşlanır üzülürsün. Azıcık görünmesem, arayıp bulursun. Bizim için saçını süpürge ettin, biz sana teşekkür bile etmeden. Sana minnet borçluyum anne. Söz veriyorum, Kaçkar Dağları’ndan akan sular kadar temiz, bahâr bahçelerinde çiçekler kadar güzel, melekler gibi iyi kalpli ve peygamber sözü gibi doğru olacağım anne.

     Anneciğim,

    Dantelli beyaz namaz örtüne, ipek seccâdene ve kehribar tesbihine, nezâketine, engin örfüne ve kültürüne, inancına ve sevgine hayrânım. Sadeliğin süsün, iyiliğin ziynetin olmuş anne. “Ana gibi yâr olmaz” diyordu büyükler hep, sahiden anne gibi sevgili yok. Beni senin gibi seven, anlayan yok annem. Başların tâcı,dertlerin ilâcı, gönüllerin sultanı ve kalplerin nûrusun annem. Şâir diyor ki, “Ana başa tâc imiş / Her derde ilâç imiş / Bir evlât pîr olsa da / Anaya muhtaç imiş.”   Atalarımız da “Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar.” demişler senin engin şefkâtini anlatabilmek için. “Cennet anaların ayağı altıdadır.” diyor Sevgili Peygamber Efendimiz, bu müjde senin içindir anne. Yüce Allah ve Sevgili Peygamberimizin övgü ve sevgisini kazanan annem, senin kıymetini anlatmaya benim gücüm yetmez.  Başöğretmenim, sevgili annem, Kişiliğimi senin engin sevgin, hoşgörün, fedakârlığın ve sabrın şekillendirdi.   Senin o yüce sevgin ve güzelliğin, bitmek bilmeyen hayât kaynağımdır. İyiliği, doğruluğu ve güzelliği  bana ilk öğreten sen oldun. Ülke, millet, bayrak, din, insan ve okuma sevgisini ve ülküsünü bana kazandıran sensin. İçinde yaşadığımız toplumun olumlu ve uyumlu üyesi olmam için var gücünle çalıştın, çırpındın. Sana söz veriyorum anne, adı gibi kendisi de  çok güzel olan Türkiye’mizin kara bahtını ak edenlerden olacağım.  Göz yaşlarınla süslediğin duâlarını bekliyorum anne. Her iki cihânda  saadet ülkesinin sultânı olman dileğiyle.  Selâm ederim, ellerinden öperim.

    Şerif Karataş      Erzurum İlköğretim Müfettişi 

                                                            
Son Güncelleme ( Pazartesi, 17 Aralık 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >


© www.gulveren.web.tr 2005 all rights reserved
Ana Menü-Main Menu
AnasayfaZiyaretçi Defteri (Karalayınız) Eski Ziyaretçi DefteriGülverenle İlgili VİDEOLARSitenin Bütün Başlıkları-İçerikleriDadaşlar ve Güller Diyarı Türkçem- Dil Bayrağım- Dil Yarası Vali Yrd.Ekrem Yaman'ın YazılarıSen Çok Suçlusun Öğretmenim Şehit ÖğretmenlerimizSoykütüğüne Eklenen Yeni BilgilerNaim Hocadan FıkralarGelen İletilerden BazılarıMakaleler-YazılarBelki Birisi OkurGül Kokulu AnneciğimHappy Birthday-ChildrenÇocuk SiteleriÇocuk Şarkıları-MarşlarAh Gülveren Doyulmaz sanaGülveren Köyü LakaplarıÖğretmenler İçinYöresel AşıklarÇorbada Tuzu BulunanlarGülveren Şelale ProjesiYabancı Dil Öğrenme SorunuFıkralar-Öyküler-ŞiirlerŞh.Binbaşı Fikret AKSUNGURAhmet Olgun'un yazılarıBelki Birisi OkurGülveren Radyo-Turan AktürkMüfettişler.netAntalya İlköğretim MüfettişleriÖNEMLİ LİNKLER (İLİŞİMLER)RESİM ARŞİVİİLETİŞİMDOSYA İNDİR
Kimler Online
Şuanda 4 misafir bağlı
Meteo
 ANTALYA
 27°C
PİYASALAR