Anasayfa arrow Sitenin Bütün Başlıkları-İçerikleri arrow Türkçem,Dil Bayrağım,Dil Yarası
Türkçem,Dil Bayrağım,Dil Yarası Yazdır E-posta
Yazar Selahattin ALTAŞ   
Salı, 05 Aralık 2006

Güzel Dilimize sahip çıkalım. Bilerek veya bilmeyerek bozulmasına ortak olmayalım. Bozulmasının vebalını taşımayalım.

 BİR DİLİ DİL YAPAN BEŞ TEMEL UNSUR

1-Sayıların o dilden olması:Bir,iki,on,elli gibi.

2-Vücut bölümleri:Baş,el,ayak,yüz gibi.

3-Yerleşim yerlerindeki adların o dilden olması:Dağ,tepe,dere,Sülü Beyin Çeperi.Kaçaklar gibi.

4-Fiilerin o dilden olması.Türkçeye bazı yabancı filler geçmiştir.Ama hiçbir zaman o filler Türkçeleştirilmemiş,sonuna Türkçe bir sözcük katılmıştır:Arz etmek. Tebrik etmek vs. gibi. 

Türkçe Sözlük -Tıklayınız-Türk Dil Kurumu

 

 

 

 

 

Baybay ya da babay

 DİL KÜLTÜRDÜR

Türk olmaktan, Türkçe konuşmaktan onur duymalıyız. Güzel Türkçemiz varken başkalarının dilini dilimize karıştırmaktan utanmalıyız. Başkalarının dilini dilimize bulaştırmak insanı yüceltmez. İnsan kişiliği ile yücelir, yükselir. Çünkü anadilimizle varız,bununla doğmuşuz; Anamızın dili, Atalarımızın dili. Başkaları bizim dilimize özenmeli. Dilimize uzun yıllar önce komşu uluslardan yerleşen ve çoğu zaman yabancı olduğunu bile anlayamadığımız sözcükler var.O sözcükler  kültürleri ile kültürümüzün bir parçası olmuş. Onları ayıklamak çok zor. Çünkü bizim olmuş,Onu kaldırdığımız zaman cümlenin  içi boşalır.Bunlarla uğraşmayalım.Zaten uğraşmakta boşuna ve anlamsız.Yol yakınken dönelim.Bize düşen görev yakın zamanlarda ve  bundan sonra bozulan Türkçemize sahip çıkmak,bozulmasına ortak olmamak,bozulmasının sorumlusu ve suçlusu olmamaktır.Dilin bozulması birlikte kültürün bozulması demektir.Dil kültürdür.Her kelime ve her anlatım bir kültür yüklüdür.Yüz yıllar önce dilimize yerleşen  o yabancı kelimeler içerdikleri kültürle yerleşmiştir.Kelimeyi atarsanız birlikte o kültürü de atarsınız.Zaten bize komşu  ve din bağı olan uluslardan geçmiştir.Kültürleri de bize yakındır.Şimdilerde bizimle hiç bir bağı olmayan yabancı uluslara ait kelimelerin dilimize geçmesine izin vermeyelim.Dilimizi küçümsemeyelim.Dilimiz Dünya dilleri arasında zengin bir dildir.Belki ülkeler ekonomi sıralamasında  sonlarda olabiliriz.Ama diller sıralamasında beşinci olduğumuzu biliyorum.Bu  dilimizle onur duymamıza yeterlidir sanıyorum.

Türkçemizde Allaha ısmarladık, Hoşça kalın. İyi günler. Sağlıcakla kal vs. gibi anlatılar varken bu bu anlatımı kullanmanın sebebi ne olabilir ?

—Öptüm, babay.
 Türk örf ve geleneklerine göre, büyüklerin elleri öpülür.El öpme aslında  elin emeğinin öpülmesidir.Burada el araçtır.El öpme, emeğe saygının işaretidir. "Öptüm" demekle  el öpme kültürünün yok olmasında bir payın olduğunun farkında mısın? El öpmek,elin emeğine sygı duymak sana  çok zor mu geliyor? Aymaz olma.Kendine gel.Dilinle,kültürünle öğün.Onlarla gurur duy.Aşağılık duygusuna kapılma sakın! Sen yüce bir Ulusun çocuğusun.Unutma!
—Nasıllar?-İyidir. Nasılsınız? İyiyim ,çok teşekkür ederim demek ne kadar güzel,anlam dolu.
—Anne baba nasıl?-İyiler. Allah aşkına kimin anne babası.Konuşanın ise "Annem babam nasıllar?" ,karşıdakinin ise "Annen baban nasıllar?"  demelidir.
—Atıyorum. (Televizyon programında bir parti başkanı)

Atma sayın parti il başkanı.Bu ülke yönetimine atmakla talip olunmaz.Senin de omuzlarında  büyük bir yük  ve sorumluluk olmalı.Türkçe ancak başka bir dilden anlam yüklü olan  bu kelimeyi kullanmakla bir başka dile  özendiğinin farkında mısın? Aymaz olma!

-Bizim takım sizin takıma manyak gol atar.(Lise mezunu iki genç)

 Ah fanatik futbol delisi genç! Futbol uğruna Türkçeyi bozma.

Alır mısın? "Almaz mısın?"  anlatımında  olumsuz anlam yüklü.


—Almaz mısın? Sevgili lise öğrencisi okulda öğretmenlerin bunu mu öğretti? Unutma sen de sorumlusun.
—Abi bu migrosa gitmiyo mu? —Hayır.-Napalım,o zaman sallanıcaz. (İki lise öğrencisi)  Sayın üniversite mezunu arkadaşım  sende hiç sorumluk yok mu? Bu ulus  seni bunun için mi okuttu?

—Otostop çekerek geldim (Üniversite mezunu)

—Bana background information veriyor.(Hatırı sayılır bir Bakan. Seçim konuşmasının bir bölümü)

 

 Sayın Bakan  "Özgeçmişim hakkında bilgi veriyor" anlatımı dururken bu anlatım niye? Türkçenin  korunması sana emanet edilmiş.Sen  öğrenimini hangi ülkede yapmış olursan ol ,hangi ülkeye ilgi duyarsan duy ,o ülkenin diline ,kültürüne ilgi duyup bizim  dilimize bulaştırma.Lütfen Türkçemizi koru.Bozulmasında seninde payın olmasın.Omuzlarında büyük sorumluluk ve yük var.


 

Sana geri döneceğim (cep telefononda)

 "Tekrar seni ararım "demen ,Türkçe kullanman daha doğru olmaz mı? Yanacı telefon kültürü ile dilimizi bozma.

Duş aldım

 

Biraz geyik yapalım.

Geyik muhabbetleri.

 

Ay inanmıyorum!

Kendine iyi bak.

 

GERKSİZ ÖZENTİLER (İŞYERİ TABELELERİ)

Pide BANK (Pide fırını)

Ayakkabı Hastahanesi (Ayakkabı dükkanı)

Ayakkabı Dünyası

 İngilizce bir anlatım.To take a shower:Duş almak.İngilizce bir anlatımı Türkçeleştirme.Banyo yaptım demen seni küçültür mü?

Sayın lise öğrencisi bu millet seni geyik yapasın diye mi okutuyor? Öğretmenlerin Edebiyat dersleride sana bu tür kelimeler mi öğretiyor? Lütfen bunları bir daha kullanma.Kendine gel.Türkçeni kullan.Türkçe kelimelere başka anlamlar yükleme.

 

 

 

 

Sayın işyeri sahibi tabeleni böyle yazmakla amacın ne? Pide fırını  ismi ne kadar güzel değil mi?

 

 

 Muhteşem Süleyman

Kuruyemiş-Tekel

(Siğara,rakı,bira vs.)

 Hey hemşerim tabela ile içinde satılanlar bağdaşıyor mu? 
  
 Bir şarkıyı sizinle paylaşacağım,yapyeni ,sıfır (Bir televizyon kanalında TürkSanat Müziği Programında)

 DİLİME AĞIT

Dilim dilim diyenler
Feryat figan edenler
İş başa düşünce
Köşe bucak gidenler

Mangalda kül kalmadı
Enteller hiç bıkmadı
Euro için Avro deyip
Fulleyenler doymadı

Duyun bakın neler oldu
Dilim kirli bir don* oldu
Bu donu giyenlere
"Ye kürküm ye" diyen oldu

Ayağımda çarık vardı
Şimdi adı "Nayk" oldu
Arabamın sürücüsü
Adidaslı Mayk oldu

Dilimi dilimlediler
Günceli aktuellediler
Çıt kırıldım mankenler
Dilim içine ettiler

CV var mı dediler
Geçmişimi sildiler
Anlamadım deyince
Alay edip güldüler

Bir ev alsam mı dedim
Mortgageyi sürdüler
Ha bu nedir deyince
Saf köylüsün dediler

Dükkânım oldu market
Her gün yapar mini anket
Bonusunu alamazsan
Hammarını sağa parket

Sineye hiç çekemedim
Bana ne ki diyemedim
Dilim kirlenmesin diye
El dilini sevemedim

Melani'yi affet Atam
Haddim bilip dilim tutam
Bunca alim arasında
Gidip campinglerde yatam

Tahsin MELAN

--------------------------
*don: giysi 
 
 

"hacıbayram saritepe" Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresinden gelen bir ileti
Vatandaş Osman;

Acı ama gerçek...
Vatandaş "Türk Osman" Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin
alarmıyla gözlerini açtı.
Puffy yorganını kaldırdı.
Hugo Boss pijamalarını
çikarip
Adidas terliklerini giydi.
WC'ye ugradiktan sonra banyoya geçti.
Clear
sampuan ve
Protex sabunuyla dusunu aldi.
Colgate ile dislerini firçaladi .
Rowenta ile saçlarini kuruttu.
Bill's gömlegini ve Pierre Cardin takimini giydi.
Lipton çayini içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri
izledi.
Citizen kol saatine bakti. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai
otomobiline bindi.
Blaupunkt radyosunu açarak, rock müzigi buldu. Agzina bir
Polo seker atti Sehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varinca, Casper
bilgisayarini çalistirdi.
Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy' dan Nescafe'sini
istedi.
Saat 10.00'a dogru açligini yatistirmak için Grisini yedi.
Öglen Wimpy's
Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye
indirdi.
Camel sigarasini yakip Star gazetesini karistirdi.
Aksam-üzeri is çikisi
Image Bar'a ugrayip JB'sini yudumladi, sonra kösedeki Shopping Center'a ugradi.
Esinin siparis ettigi Persil Supra deterjan, Ace çamasir suyu, Palmolive
sampuan,
Gala tuvalet kagidi ,
Sprite gazoz ve Johnson kolonyayi alarak kasaya yanasti.
Bonus kartiyla faturayi ödedi.
Hafta sonu esi Münevver'le Galleria'ya
giden Osman Bey,
Showroom'lar dolasip Kinetix ayakkabi,
Lee Cooper blue jean satin aldi.
Aksam evde bir gazetenin verdigi TV Guide'a göz atan Osman
Bey,kanallar arasinda zapping yaparak,
First Class, Top Secret,Paparazzi gibi
programlar izledi.
Ayni anda Outdoor dergisini karistirdi. Saat 22.00'ye dogru
Show'da Türk dili üzerine panel basladi.
Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu
kapatip yatak odasina geçerken, kendini mutlu hissetti.
" Ne mutlu Türk'üm diyene!"
diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor..

 

  Her geçen gün Türkçenin biraz daha yozlaştırıldığını görüyoruz. Dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklerin istilası artarak sürüyor. Aşağıda yıllar içinde Türkçede nasıl bozulmalar olduğunu gösteren çarpıcı bir metin var!

Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hüküm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."

Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."

Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."

Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni..Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."

Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar
yu yavrum?'"

Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi  yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita..

AZERİCE

—Nasılsınız?

—Yahşıyam. Teşekkürlerimi çaktırıram.

İyiyim. Teşekkür ederim.

 ♣

Kitap çaptan çıktı.

Yayınlandı.

—Ay gede hardan gelipsen?

Nereden geliyorsun?

Fırıldahçı şirket

Dolandırıcı şirket

Men menim özüme gurban.

Ben benim varlığıma kurban

 Top gapının yanından gaçtı (maçta)

 Top kalenin dışına gitti.

  
  
  

 

  • TÜRKLER NİYE TÜRKÇE KULLANMAZ?
  • ……………Türkler niye Türkçe konuşmaz? Mustafa Kemal diyor ki, “Ben, bu ulusa Türk dedim, çünkü bunlar Türkçe konuşuyor. Ben, bu ülkeye Türkiye dedim, çünkü burada Türkler yaşıyor.” Mustafa Kemal Atatürk, “Türkçe konuşmayana Türk denmez” diyor. Çok açık, yorumsuz.  (Alkışlar) O zaman, içimizden birisi, “Haydi bay, Ayşe hanım, bay bay” diyorsa, “Ben Türk’üm” diyemez. Bu, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türklüğüne aykırıdır. Eğer bir görevli, “Mehmet bey, bu işin prosedürü böyle” diyorsa, o, Türklüğünden söz edemez; o, boyundurukçudur. Böyle bir ulus var mıdır? Yeryüzünün en zengin bir diline, sahip olsun; ancak, bunu konuşmasın! Böyle bir ulus var mıdır; vardır. Kimdir bunlar; Hintlilerdir. Hintliler, İngiliz egemenliğinde dillerini yitirmişlerdir. Hintlilerle konuştuğunuz zaman, Hintçe ağzının arasına birkaç tane İngilizce sokar. Siz, bir Fransız’la konuşurken, arasına birkaç tane Türkçe serpiştirdiğini gördünüz mü veyahut bir Alman’la konuşurken, arasına birkaç tane Türkçe serpiştirdiğini gördünüz mü? Bir İngiliz’in veyahut Bush’un, konuşurken, arasına birkaç tane Türkçe serpiştirdiğini gördünüz mü? Türk, Türkçe konuşurken, arasına neden birkaç tane İngilizce serpiştirir; soysuzluğundan. (Alkışlar)Küreselleşme denilen olay, yutturmaca. Küreselleşmenin Türkçesi, yuvarlaklaşmadır. Küre, Arapçada yuvarlak demek. Yuvarlağın kişiliği yoktur. Küreselleşme, diğer bir deyimle kişiliksizliktir, kişiliklerinden uzaklaşma olayıdır. Ama Türk insanına küreselleşme, erince erişme, yani refaha erişme, işsizliğin yok olması, insanların aynı dilde bütünleşmesi, insanların kardeşçe ve el ele olması gibi yedirilmektedir. Oysa küreselleşme, bugünkü yayılmacılığım, sömürünün yeni adıdır, bunun adı da -bunu ilk defa Atatürk söylemiştir- emperyalizmdir. (Alkışlar)Kim ki küreseldir, emperyalizmin kölesi olmayı kabul etmiş demektir. Kaldı ki, bir insan, hem ulusalcı, hem de küreselci olamaz; çünkü ulusalcılıkla küresellik, birbirinin tamamen tersi olan iki olaydır. “Biz, ulusalcıyız. Artık dünya küreselleşiyor, dile de bu kadar önem verme” dediğin zaman, sen sıfırsın, sıfır. Eğer bir ülkede küresel egemenlik varsa, ulusal egemenlik yoktur. Atatürkçülük demek, çağdaşlıktır. Atatürk, “Muasır seviye” dediği zaman, Batıcılık, Almanya’da tuvalet temizleyiciliği, Fransa’da sokak pisliğini toplayıcı olarak atmamıştır ortaya. Muasırın Türkçesi Batıcılık değil, çağdaşlıktır. Atatürk, bunu anlamıştır. Oysa şu anda kazık kafalı siyasiler, Türkiye'yi çağdaşlaştıracakları yerde Batılılaştırmaya çalışmaktadırlar; yani Avrupa Birliğinin kölesi ve üyesi yapmaya çalışmaktadırlar. Kim ki Avrupa Birliğini savuna, o, aynı zamanda küreseldir, emperyalizmin bir parçası olmuştur artık. Küresellik, Atatürk'ün anladığı gibi olur. O, ne demiştir; “Yurtta barış, yeryüzünde barış” demiştir. Gerçek küresellik, bu kardeşlik üzerine oturmaktadır. Atatürk'ün küresellik anlayışı budur. Biz, Atatürkçüler olarak bunun peşinde olabiliriz ancak. Şu anda bize satılan küresellik, tamamen Amerika'nın, İngiltere'nin ve sömürgeci Batının çıkarlarına hizmet eder, başka hiçbir şeye hizmet etmez. Küresellik, ulusal değerleri yok eder. Yuvarlaşma yaygarası, Türkçeyi İngilizleştiriyor. Biraz önce sunucu arkadaşımız söyledi, “İki tane c ile yazılmış” dedi. Çünkü bunlar artık yuvarlaşma yaygarasının içine girmiştir. Türkçeyi İngilizleştirmeye başlamışlar. Soysuz bir kişi, dönerciyi, “Dönerçi” diye yazıyor. Hiçbir kimse çıkmıyor da, yerden bir taşı alıp alnına atmak için. Onun üstünü boyamak için, nalburlarda fıs fıs boya mı bulamıyor? İlle, “Tek yol devrim” diye yazılmaz. Ama ne zaman ki biz bunu yaptık, o zaman Türkiye Cumhuriyetine sahip çıktık demektir.Mustafa Kemal Atatürk’ün bir anısı var. Mustafa Kemal Atatürk, bağımsızlık savaşını kazandıktan sonra, ilk konuşmasını Çanakkale’de veriyor. Ankara'dan aracıyla geliyor, kürsüye çıkıyor, şöyle bir işyerlerinin alınlıklarını okuyor; yani dükkânların levhalarına bakıyor. “Agop’un bilmem nesi” filan gibi şeyleri gördükten sonra, Mustafa Kemal Atatürk diyor ki, “Çanakkale’de 250 bin kişiyi şehit verdik; bunun için mi?” Mustafa Kemal Atatürk, konuşmasını yapmadan aşağıya iniyor ve aracına biniyor, Ankara'ya geri dönüyor, Çanakkale’de konuşma yapmıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu Başkentte, işyerlerinin alınlıklarını gel de gör. O adamla konuşursan, “Ben Atatürkçüyüm” der. Belki burada rozeti bile vardır. Atatürk devrimcisi olmayan kimse Atatürkçü değildir. Atatürkçü olmak için, Atatürk devrimcisi olmak gerekiyor. Bunun için tek şart, tek koşul budur. Atatürk devrimcisi olmak demek, Atatürk'ün devrimlerinin kayıtsız ve şartsız, koşulsuz, her yerde, her zaman savunucusu olmak demektir.Ulusal değerler nelerdir, küresellik neyi götürür? Ulusal değerler geleneklerdir. Gelenekler, bizi ulus yapan alışkanlıklarımızdır, ana-babaya ziyaretlerimizdir, bayramlarımızdır, çalgılarımızdır, ezgilerimizdir, ırlarımızdır, şiirlerimizdir, birbirimize gösterdiğimiz sevecenliklerdir, selamlaşmalarımızdır, el öpmelerimizdir, bizi biz yapan değerlerimizdir, bayrağımızdır; dindir, insanların gönlünde yatan dindir ve tanıtma aracı olarak kullanılmayan, siyasi amaçla satılmayan bir dindir. Dildir dil, ulusu ulus yapan dildir, Türkçedir. Ulusu ulus yapan topraktır, şehitlerin kanıyla bulanmış topraktır, ordudur. Bütün bunları kim istememektedir; küreselleşmenin düşmanıdır bunların hepsi. Bunları tutunduğun zaman, küreselleşmezsin. Bundan bir yıl önce, Alman konsolosuyla bir aradaydık. Bir içinti, yani kokteyl sırasındaydık. Bu içinti sırasında, “Avrupa Birliği konusunda ne düşünüyorsunuz?” dedim, “Atatürkçüler büyük engel” dedi, “Türkiye Cumhuriyeti Atatürkçülükten ve ulusalcılıktan uzaklaşmadıkça, Avrupa Birliği kapıları kapalı kalacaktır” dedi. O zaman size soruyorum: Filanca parti veya şu parti, Avrupa Birliğine gireceğiz diye yalınıp yökülüyorlar; Atatürkçülüğünden ve ulusalcılığından, bayrağından vazgeçebiliyor musun? Vazgeçemiyorsan, yalan söyleme; ya onu, ya onu tercih et. İkisi birden olmuyor. Sömürgecilerin yayılma kolları vardır tabii, insanın içine siner. Bunlar eğitmenler yollar, “Sizi eğiteceğiz” derler. Siz, onlar için okullar açarsınız; İngiliz okulları, Avusturya okulları, Amerikan okulları açarsınız ve oralara eğitmenler yollarlar. Bunlar çocuklarınızın beynini yıkamak üzere gelirler. Bu eğitmenler ilk defa ne zaman gelmeye başladı; ulu Hakan Fatih Sultan Mehmet zamanında gelmeye başladı, İstanbul'un alınışından sonra gelmeye başladı. İlk defa kapıyı aralayan odur. Ondan sonra artmıştır. 19. Yüzyılda bunların sayıları Anadolu'da 600’ü geçmiştir. Anadolu'nun Talas’ında, Gaziantep’inde, aklınızın almayacağı en derin noktalarında dahi azınlık okulları açılmıştır, Amerikan okulları açılmıştır ve buralara Türkler alınmamıştır. Bunun sonucunda, bugünkü Bulgaristan, bugünkü parçalanmış Yugoslavya, Romanya, Yunanistan, Ermeni sorunu, hepsi onların marifetidir. Bugün başımıza ne örülmüşse, onlardandır. Şu an ana-babalar, çocuğunu Avusturya lisesine yollamak, Alman lisesinden mezun etmek, İngilizce bir kolejden mezun emek için yarışıyorlar. O kafalar boyundurukçu kafalardır, onlar boyundurukçu kafalardır. (Alkışlar)Ben, burada konuşma veren bir kişi olarak, ilk eşimin isteği üzerine, benim çocuğum -bir tane kızım var- Avusturya lisesine gitti. Annesi, oraya gidecek diye ısrar etti. Kızım mezun oldu. Bir gün benimle oturdu, “Beni Amerika'ya yolla” dedi. “Neden?” dedim, “Ben, bu ülkeden nefret ediyorum” dedi. Bu, benim kızım. “Türkleri sevmiyorum. Amerika'ya gidip, bir Amerikalıyla evlenip, buraya dönmek istemiyorum” dedi. Benim kızım, Ahmet Ercan’ın kızı bunları söylüyor. Bir azınlık okulundan mezun oldu. Annesi öyle istedi. Annesinin istediği gibi, şakır şakır İngilizce, şakır şakır Almanca biliyor, Türklüğünden nefret ediyor, bu ülkeyi beğenmiyor. Arkadaşlar; Mehmetler İstanbul'dan çıkmıyor. İstiklal Savaşında hiçbir Mehmet İstanbul'dan çıkmadı, Mehmetlerin hepsi Anadolu'nun bağrından çıktı. Bunların hiçbiri azınlık okulundan mezun olmuş insanlar değildi. Onlar, okudukları okula hizmet etmek için, yabancıların yanında yer tuttular. Onlar, Erzurum’da, Sivas’ta, mandacılar olarak karşımıza çıktılar, boyundurukçular olarak karşımıza çıktılar. O boyundurukçular şimdi var mıdır; vardır. Nerededir onlar; güçlü sivil toplum kuruluşlarının ve örgütlerin başındadır. (Alkışlar)........………… (Alıntıdır) 
  •  YAZIMINDA EN ÇOK YANLIŞLIK YAPILAN SÖZCÜKLER

                 DOĞRU YAZIM         YANLIŞ YAZIM

    • acayip               acaip
    • acente               acenta
    • adale                  adele
    • ahbap               Ahpap
    • ahret             Ahiret
    • akordeon    akordion
    • alüminyum aliminyum
    • anlam    anlam
    • ansiklopedi  ansiklöpedi
    • ant                  and
    • antibiyotik  antibiotik
    • abdest       apdes
    • aşçı         ahçı
    • atölye     atelye
    • badem     bağdem
    • bağırsak    barsak
    • banliyö  banliyo
    • biriket  priket
    • bisiklet     pisiklet
    • bisküvi       büsküvü
    • biyoloji         bioloji
    • blucin        bulucin
    • bluz       blüz
    • camekan     cameken
    • ceket               eket
    • cumhuriyet   cumhuruyet
    • çarşamba        çarşanba
    • çekecek         çekicek
    • çember         Çenber
    • çeyiz         çeğiz
    • çiğdem    çiydem
    • çiklet      jiklet
    • çikolata    çukulata
    • daire           ayire
    • damat              ağmat
    • değerli             deyerli
    • değirmen            yirmen
    • değiştirmek  deyiştirmek
    • değinmek     deyinmek
    • değmek      deymek
    • dövmek     döğmek
    • dua           duva
    • dükkan        dükan
    • düğme          düyme 

     

    Son Güncelleme ( Pazartesi, 07 Ocak 2008 )
     
    < Önceki   Sonraki >


    © www.gulveren.web.tr 2005 all rights reserved
    Ana Menü-Main Menu
    AnasayfaZiyaretçi Defteri (Karalayınız) Eski Ziyaretçi DefteriGülverenle İlgili VİDEOLARSitenin Bütün Başlıkları-İçerikleriDadaşlar ve Güller Diyarı Türkçem- Dil Bayrağım- Dil Yarası Vali Yrd.Ekrem Yaman'ın YazılarıSen Çok Suçlusun Öğretmenim Şehit ÖğretmenlerimizSoykütüğüne Eklenen Yeni BilgilerNaim Hocadan FıkralarGelen İletilerden BazılarıMakaleler-YazılarBelki Birisi OkurGül Kokulu AnneciğimHappy Birthday-ChildrenÇocuk SiteleriÇocuk Şarkıları-MarşlarAh Gülveren Doyulmaz sanaGülveren Köyü LakaplarıÖğretmenler İçinYöresel AşıklarÇorbada Tuzu BulunanlarGülveren Şelale ProjesiYabancı Dil Öğrenme SorunuFıkralar-Öyküler-ŞiirlerŞh.Binbaşı Fikret AKSUNGURAhmet Olgun'un yazılarıBelki Birisi OkurGülveren Radyo-Turan AktürkMüfettişler.netAntalya İlköğretim MüfettişleriÖNEMLİ LİNKLER (İLİŞİMLER)RESİM ARŞİVİİLETİŞİMDOSYA İNDİR
    Kimler Online
    Şuanda 2 misafir bağlı
    Meteo
     ANTALYA
     27°C
    PİYASALAR